8 Eylül 2011 Perşembe

sinekler ve piçler

gözümü açtığımda adana otogarındaydım. ensemden ısıran sivrisinek aniden uyandırdı beni.tamda rüyanın en güzel yerindeydi.
cebimde sadece 2 tl vardı.
yatırmam gereken bir okul harcı, doyurmam gereken karnım, ve kalıcak yer bulmalıydım.yürümeye başladım ve ganyan bayiine doğru adım attım.
okulda öğrendiğim matematiğin işime yarayacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.
her yarış ayağında 3 gruptan at vardı. alt, üst ve aynı gruptan atlar.
kilolarına göre sıralanırlardı. ve geldi şimdi işin matematik kısmı.
aç kafayla pek düşünemesem de atların kilolarıyla orantı kurmayı akıl ettim.
ve altı ayaklık kuponumu yaptım.
yarışlar başladı ve götümü yırtarmışcasına bağırmaya başladım.
koş kızım koş kızım, ve altı atı da doğru bildim.matematikçi cem piçi, gel gör beni.artık o sıfırları götüne sokarsın!!
yaklaşık 600-700 lira para kaldırdım. harcımı yatırır yatırmaz soluğu et lokantasında aldım.
kebap ve rakı! sanırsın cennetin fragmanı!
öyle tatlı gelmişti ki o para. kelimeler kifayesiz kalır. ya da her ne sikimse!
daha sonra telefonumu elime aldım, ve rehbere göz gezdirmeye başladım.
bir kişi bile bulamadım arayıp mutluluğumu paylaşacak, ne kadar acı.
şimdi ise 3. sınıf bir pansiyonda ağzımda sigara, klozetin tepesindeyim. hayat muhasebesi yapıyorum.
gidenlerin sayısı, götürdüklerinden fazlaydı. suç benim!
murat’ın sözünü dinlemeliydim.  
“seversen, gider”demişti. dinlemedim.
hatunlarla gönül eğlendiren bir piçtim, sonra başka biri geldi. farklıydı ve anlayışlıydı. hepsini geç, beni adam etmişti.
artık diğer hatunlara sarkmıyordum, evlenmek bile mantıklı gelmeye başlamıştı.
sonra çekti gitti. öyle bi’ gitti ki, sessiz sedasız. işte o zaman anladım, karmanın beni cezalandırdığını.
sonra başka bir sinekle göz göze geldik. ne çok ortak yönümüz varmış!
sinekler ve piçler, tehlikeyi severler.
bokun etrafında dolaşırlar, ama o boku yemezler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder