20 Mayıs 2012 Pazar

Zugzwang


"Sen şimdi beni seviyorsun ya
 Yarın sevmeyeceksin bilirim 
 Oysaki ben yarınsız sevdim seni
 Pişman değilim"


son zamanlarda yaptığım tek şey iş görüşmelerine gitmek. takım elbiseyi giymek beni kusturuyor her sabah, sanki takım elbiseyi değil de tanımadığım birinin cesedini ilikliyorum üstüme. öyle eğreti, öyle kirli hissediyorum. ama mecburum. her sabah kalk, kahvaltı yap, çiçekleri sula, takımını giy, metrobüse bin, git, gel. her sabah!
onun için hazırladığım hediyelere bakıyorum. içten içe acaba beğenir mi diyordum. acaba tepkisi ne olur. sonra kapı çaldı, hediyeleri kutuya koyup dolaba kaldırdım.
kapıyı açtım, karşımdaki kimliksiz'di.
-hoş geldin, ben de seni bekliyordum.
+hayırdır? ayrıca çok değişmişsin murat.vücudun, bakışların, mimiklerin... neler yaptın görüşmeyeli?
-20 kilo verdim, kambur duruyordum fizik tedavide duruşumu düzelttim. bitkileri öğrendim, okumadığım kitaplarımı okudum. spor yaptım, öfkemi sahalarda kustum. öfkem, sabıra dönüştü.az da olsa sabırlıyım. 
+ bütün bunları melodi'yi unutmak içiin yapıyorsun değil mi?
- hayır, unutmak ihanettir. ben ona ihanet etmem.
+yazık lan sana, o seni kurtardı. seni düşündü. sen onun için ne yaptın? hiç! kocaman bir hiç!

-Denemedim mi sanıyorsun?

onu neden bu kadar çok kurtarmak istedim biliyor musun?
çünkü onun benim olmasını istedim.
uyurken onu izlemeyi istedim, duştan çıktıktan sonra onun saçlarını kurutmak istedim, sabah uyandığımızda onunla birlikte kahvaltı yapmak istedim. o karanlıktan korkardı, ona ışık olmak istedim. o uykusunun ortasında sıçrayarak uyandığında ona sarılıp "geçti" demek isterdim.
evet o uykusunun ortasında uyanıyordu, çünkü söyleyemediği şeyler onu uyutmuyordu. o kadar çok içine atmıştı ki insanlara söylemesi gerekenleri, boğazlıyordu kelimeler onu uykusunda. bu olanlara dayanamaz ona telefonumu verir ve ara derdim.
ara sevgilim! ara onları, ara ki kabusların son bulsun, söyle onlara ne söylemek istiyorsan. tüm gücünle haykır! söyle ve rahatla! bari uykularında rahat edesin.
ben bunları isterdim.
nasıl kurtarırım onu diye düşündüm.
erdin kıral'a ulaşmaya çalıştım, ama ulaşamadım bir türlü! erdin kıral' tezer özlü'nün kocası. elbet bir şeyler anlatacaktı bana, en ufak bir şey bile keşfetsem onu kurtarmak için bu yeter diyecektim. ama ulaşamadım.
eğer onu sevmeseydim hayatımdan çıkarmak istemezdim, tıpkı diğer sevdiklerim gibi.
ailem gibi, arkadaşlarım gibi. onlarla vedalaştım geçen ay. anlattım, kabullendiler. ve yollarımızı ayırdık.
zaten o asla bir daha benimle konuşmaz, çünkü kızgın bana. haklı da.
anlamıyor musun KİMLİKSİZ!
o seçimini yapmış, o yalnızlığı seçmiş. ben onu iyileştiremem çünkü o iyileşmek istemiyor.
ben sadece o istediği müddetçe onun yanında durabilirim ve kafasını dağıtmasına yardımcı olurum. onun sevgisi, başkalarının sevgisine benzemez. o da seviyordur birisini, belki de beni. ama onun sevgisi ona da acı verir. çünkü ona huzur dışında tüm duygular acı verir. huzuru iste belki bir kitapta, bir filmde, bir şarkıda birkaç dakika yaşar. ben ona sadece eşlik edebilirim. ve bu şanslı olduğumu gösterir. çünkü yalnızlığı benimsemiş biri başkasıyla birlikte olamaz. aklına uymaz. o kendine bile katlanamıyorken, kendisi için bir şeyler yapmak isteyen birine hiç katlanamaz. sadece iyi niyetimi görür ve takdir eder. hepsi bu.
tüm bunları nereden mi biliyorum?
aynı tercihi ben de yaptım.
ben de yalnızlığı tercih ettim. süslü menfaat kaseleriyle sunduğunuz iyiliğinizi reddediyorum.
kendimi hiçliğin limanına zincirliyorum. herkesten uzakta kendi boşluğumda son bulmak için yapıyorum bunu! çünkü fazla zamanım kalmadı,
ya siroz beni öldürecek ya da egom bedenimi çürütecek. artık hangisi elini çabuk tutarsa!
ben Murat Dasurteil 20 yıllık hayatımdan istifa ediyorum, bununla da kalmıyor
kimliksiz adam'ın sonunu yazıyorum. çünkü arkamda bir şey bırakmak istemiyorum.
bir daha yazı yazar mıyım bilmiyorum. belki bir cafede görüşürüz, gülümsememi taç yapar gelirim.
belki de bir sinema çıkışında.
ya da başka bir ihtimalde karşılaşırız.
benim kumarım burada biter!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder