hayatım başarı hikayeleri ile dolu, benim değil arkadaşlarımın hikayeleri. bazıları zoruma gitse de bazıları beni gururlandırmıştır. savaş’ın hikayesi beni gururlandıranlardan.
savaş ile çok uğraştılar, kürt olduğu için, başarılı olduğu için, sessiz olduğu için çok uğraştılar.
aynı dershanede aynı sınıftaydık. savaş matematik ve geometri konusunda acayip derecede yetenekliydi, fakat türkçesi zayıftı. çünkü onun ikinci diliydi türkçe, çünkü sonradan öğrenmişti türkçeyi. ama sorun değil, o bana geometrinin püf noktalarını öğretiyordu, kendi geliştirdiği formülleri öyle neşeli anlatıyordu ki sanki kendi çocuğunun başarısına sevinen bir baba edasıyla anlatıyordu. ben de elimden geldiği kadar ona yazım kurallarını ve paragraf sorularının püf noktalarını öğretiyordum. savaş hem okuyor hem çalışıyordu, benim gibi. çok az uyuyor, pizzacıda çalışıyor, dershaneye geliyor ders dinliyor o yorgunlukla yine sabah erken kalkıyordu. bu yorgunluk onu bazen öyle bir yoruyordu ki deneme sınavlarında başarısız oluyordu. ama o deniyordu. hem de tüm inancıyla.
çoğu zaman karnı aç gelirdi dershaneye, hep yorgundu. hep. zor gülerdi. ama her güldüğünde içindeki insanlığın filizlendiğini büyüdüğünü hissederdim. derin insanların hisleri de derindir.
sınıftaki sedat peker’in yeğeni kılıklı ülkücü mehmet hep uğraştı savaş’la. bilmediği soruları savaş’a yaptıran ama savaş’ın kürtlüğüne saldıran lakayıt mehmet. gereksiz mehmet. it herif mehmet. savaş gazi mahallesinde oturuyor diye, kürt diye sürekli ona baskı yaptı. ona bir keresinde “savaş biliyomusun bigün ben de bombaları üstüme giyeceğim ve gazi mahallesine geleceğim. hep siz yapacaksınız değil ya” demişti. o an onu öldürmek istedim. permatikle derisini kazımak istedim, tıpkı patates soyma bıçağıyla soyar gibi soymak istedim itin derisini. ve bir gün yine savaşa sardı. kan yine beynime sıçradı.
-savaş sen de 1 mayıs’a gittin mi? biji serok apo dedin mi?
-mehmet kapa çeneni işine bak!
-sana noluyor murat sana bir giren çıkan mı var? ben savaş’a dedim.
-nankör herif o çocuğun sayesinde bir şeyler öğreniyorsun her gün onunla uğraşıyorsun. köpek bile ekmeğe ihanet etmez.
-laflarını sana yedireceğim, bu burada bitmez murat! görüşeceğiz!
-heye heye. istediğin yerde istediğin zaman mehmet. tek kolumu bağlayayım da şartlar eşitlensin. aptal herif.
daha sonra tenefüste savaş yanıma geldi, konuştuk.
-murat neden yaptın bunu, sen kürt değilsin. neden beni savundun?
-evet kürt değilim, aslen yörüğüm. ama bunun onunla alakası yok.
-neden yaptın?
-bak ben küçükken çok zulme uğrayan insan gördüm. müdahale edemedim çünkü zayıftım. şimdi ise zihinsel ve fiziksel olarak güçlüyüm. her şeye gücüm yeter artık. HER ŞEYE!
o yüzden yaptım.
-murat sen kalbi büyük birisin, umarım kalbine göre birini bulursun dostum. bunu gerçekten istiyorum!
-gönül işlerini boşver de bir çay içelim kantinde. he?
savaş şimdi, balıkesir üniversitesinde biyoloji öğretmenliği okuyor. burslu ve mutlu. arkadaşları var, eğleniyor, geziyor, gülüyor. o başardı.
ben mi? beni boşver.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder