7 Kasım 2011 Pazartesi

Nankörün Dilemması

Eskiden, yani öğrenciyken sürekli ders çalışan öğrencilere anlam veremezdim.
İnek derdim, en arka sıradan en öndeki çocukla dalga geçerdim.
Yeni yeni anlıyorum neden köpek gibi ders çalıştıklarını.
Daha iyi bir ortam için, boş beleş olmayan adamlarla üniversiteye gitmek konuşmak için çalışıyorlarmış.
Nereden bilebilirdim ki.
Ben tarih kitabının içine kötü kedi şerafettin’i koyup okurdum.
Zevk olsun diye hocaların arabalarının benzin depolarına kesme şeker atardım.
Liseye kadar ben de inektim, bakma sonradan umursamaz bir piç olduğuma.
Tembelleştim.
Psikiyatrist bir tanıdığımız;
“Yaşadığı psikolojik travmalar, murat’ın kişiliğini böldü. Zihni kapanmış, artık eskisi gibi olamaz” demişti.
Ben de git kendini becer demiştim.
Ama adam haklıydı, öyle bir zaman gelir ki en zeki piç bile odunlaşmış bir kafaya sahip olabilir.
Belki elif beni terketmeseydi ben de yazmaya hiç başlamazdım.
Belki iyi bir ailem, huzurlu bir evim olsa şimdiki gibi kendine yeten biri olamazdım.
Her şeyde anlam aramak ne kadar saçma!
Aslında nankörün tekiyim, bana verilen hırsı kendime zırh yapamadım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder