29 Temmuz 2011 Cuma

Tanrı ismi nereden geliyor biliyor musun.

 Pelteğin biri çıkıyor, sanrı diyor.
“Sanrım, neden olanlara seyirci kalıyorsun. Neden!”
Tabi peltek olduğu için sanrı yerine tanrı diyor. Sonra yerliler tanrı ile konuşmaya ayin yapmaya filan başlıyorlar. Aslında saçma, ama orjinalinden mantıklı geliyor insana.
Uyumadan önce bol bol öpüşmüş olmalıyız ki, ağzım açık uyumuşum dün gece. Ağzım öyle bir kurumuş ki humphrey bogart gibi konuşuyorum.
- o adam kim?
+ şu casablanca’daki çemçuk ağızlı herif. gevrek gevrek konuşan.
- duvardaki fotoğraf kimin?
+ babamın.
- bana biraz onu anlatsana.
+ nesini anlatayım ki. benim asker ya da politikacı olmamı isterdi. ben istemezdim. her ikisi de katil. ben insan öldüremem.
- keşke olsaydın. üniformalı erkeklere bayılırım.
+ iyi git kapının önündeki çöpçüyle evlen. onun da üniforması var. turuncu turuncu.
sonra bir süre tartıştık. dedim bari gel kadıköyde kahvaltı edelim, sıkıldım evden.
ilginç hikayeler anlatmayı severim oldum olası. günlük hayatın rutinliğine pandik atarcasına neşe veriyordu bana.
mısırda kazı yapan arkeologlar  dildonun, ateşten önce bulunduğunu söylüyorlar. bence mantıklı. kinetik enerji = sürtünme enerjisi. ardından kıvılcım çıkıyor. hoop ateş yanıyor.
- nasıl bu kadar hayat dolu olup bir o kadar da hayattan bezgin oluyorsun?
+ ilk öldüğümde 17 yaşındaydım. o günden böyle eskinin izlerini taşıyorum tabi.
- bak ne dicem. haftasonu arabayla şileye gidelim. hem denize gireriz.
+ bilmiyorum. hiç keyfim yok. evde film izleyesim var.
- hadi hadi gidelim gidelim.
öyle bir inat etti ki kafamı sike sike  gitmeye razı etti. o kadar sabırsızımdır ki, arabayla sürat yaparım. öyle makaslar yapıyorum ki, 1 saniye beklesem tırın altına girip ölücez.
her neyse gittik şileye. aşk yapmak için denize gitmek istemiş. geri çeviremedim tabi. erkeklik hormonuna söz geçirmek, 5 yaşındaki bebeği oyuncak mağazasının önünden geçirmeye benziyor.
hanımefendinin gönlü oldu tabi. bense uzaklara bakıyorum böyle. derin derin.bitse de gitsek kıvamındayım. doğayı severim ama sinema ve edebiyata bağlılığım obsesiflik düzeyinde. bir şeyi o gün izlemeli o gün okumalıyım.
- murat sen bir kitap yazıyordun. o ne oldu?
+ kutsalı olmayan adam mı? duruyor öyle. yarım kaldı.
- e devam etsene yazmaya.
+ aklıma bir şey gelmiyor. bak ne dicem eve gidelim doors dinleyip şarap içelim. daraldım burada.
şaraba hayır diyemez. benim gibi. dün de su gibi içmemize rağmen.
arabaya biniyoruz. gözüm birden benzin deposunun ibresine gidiyor, koskoca depo nasıl biter. normal bir insan bu durum karşısında bildiği tüm duaları okur. bense bildiğim tüm küfürleri ediyorum.
o da üzülüyor ve ağlıyor. burada mahsur kaldık diyor.
neyse diyorum. her zaman torpido gözünde 35lik binboa votka taşırım. sırf kafayı çekmek için taşırdım ama durum bundan kötü tabi.
+ bak şimdi ben votkayı içicem. depoya işicem. sen de arabayı en yakın benzinciye kadar süreceksin. tamam?
- ama benim ehliyetim yok.
+ ya sen sür. burada kalacak değiliz.
eve vardığımda toprağı öpesim geldi. elimde paketlerle çıkıyoruz merdivenlerden, komşunun kızı da bizi gördü. ona da kesiktim zamanında ama söylemedim tabi.
eve geldik yemek yapmaya başladık. tabi pilav ve tavuktan öte bir şey yapacak değildik.
sonra tartışmaya başladık yine..
- o kızla neden öyle bakıştınız?
- nereden tanışıyorsunuz?
- bilmediğim bir şey mi var?
(aslında bu üç soruya ananın amı var diye cevap veresim geliyor. o derece daralmışım.)
+ şu ergen kızlar gibi her şeyi sahiplenme olayından kurtulsan artık diyorum.ne yani insanlara bakmayayım mı? her baktığımla yatsaydım şimdiye kadar frengiden öteki tarafa gitmiştim.
kafamın tasını attırdı fallik. atladım arabaya sürdüm. deliler gibi sürdüm. hiç sürmediğim gibi sürdüm.
insan aşka; kendini aldatarak başlar, başkalarını aldatarak bitirir.
bense kendimi aldatmışım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder